Anksiyete, diğer adıyla kaygı, kişinin tehdit veya belirsizlik karşısında verdiği doğal bir duygusal tepkidir. Kaygı; yoğun, uzun süreli olduğunda ve çocuğun günlük hayatını olumsuz etkilediği zaman yakından değerlendirme gerekebilir. Kaygı bozukluğu farklı biçimlerde görülebilir. Ayrılık kaygısı, sosyal kaygı, özgül fobiler ve yaygın anksiyete gibi durumlar; çocukluk veya ergenlik döneminde ortaya çıkabilir. Ancak her kaygı belirtisi bir anksiyete bozukluğu anlamına gelmez. Güncel çalışmalarda çocukluk döneminde özellikle ayrılık kaygısı, özgül fobiler ve sosyal kaygı bozukluğunun görülebildiği; bazı kaygı durumlarının ise ergenlik veya yetişkinlik döneminde daha belirgin hale gelebildiğini belirtmektedir.

Çocuklarda Anksiyete: Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi

Çocuklarda Anksiyete Belirtileri Nasıl Görülür?

Çocuklarda anksiyete belirtileri; çocuğun yaşına, gelişimsel özelliklerine ve yaşam koşullarına göre farklı şekillerde ortaya çıkabilir. Bazı çocuklar kaygılarını açıkça ifade ederken bazıları bunu davranışları veya fiziksel şikayetleriyle gösterebilir.

Tek bir belirti üzerinden çocuklarda kaygı bozukluğu olduğu sonucuna varmak doğru değildir. Belirtilerin ne kadar süre devam ettiği, hangi durumlarda ortaya çıktığı ve çocuğun okul, aile ve sosyal yaşamını ne derece etkilediği birlikte değerlendirilmelidir. Yapılan araştırmalarda da kaygı bozuklukları ile olağan kaygı arasındaki ayrımın şiddet, süreklilik, sıkıntı ve işlev kaybının önemli olduğu söylenmektedir.

Duygusal ve Davranışsal Belirtiler

Çocuklarda kaygı, şu davranışlarla kendini gösterebilir:

  • Sürekli endişeli veya tedirgin olma hâli
  • Belirli durumlardan yoğun şekilde korkma
  • Ebeveynden ayrılmak istememe
  • Yeni ortamlardan veya etkinliklerden uzak durma
  • Hata yapma ya da eleştirilme konusunda endişe duyma
  • Kendini güvende hissetmek isteme
  • Bazı sosyal ortamlardan uzak durma
  • Gelecekte kötü bir şey olacağına dair korku duyma

Bu davranışların her biri farklı nedenlerle de ortaya çıkabilir. Bu nedenle belirtilerin tek başına bir kaygı bozukluğu göstergesi olarak değerlendirilmemesi gerekir.

Bedensel Belirtiler

Kaygı sadece duygu ve düşünceler sonucu ortaya çıkmayabilir. Çocuklarda mide rahatsızlığı, baş ağrısı, terleme, çarpıntı, nefes ritimlerinde değişiklik, kas gerginliği, yorgunluk veya uyku sorunları gibi bedensel yakınmalar görülebilir.

Kaygı ve korku sırasında organizmanın alarma geçmesiyle kalp atışı ve solunum hızında artış gibi fizyolojik değişiklikler ortaya çıkabilir. 2019 tarihli çalışmada da korku ve kaygının bedensel süreçlerle birlikte ele alındığı ve bedenin tehdit karşısında çeşitli fizyolojik tepkiler gösterdiği açıklanmaktadır.

Okul ve Sosyal Yaşama Yansıyan Belirtiler

Bazı çocuklar, kaygı yaşadıkları durumlara girmekten kaçınabilir. Örneğin okula gitmek istemeyebilir, sınıfta söz almaktan çekinebilir, arkadaş ortamlarından veya belirli etkinliklerden uzak durabilir. Bu davranışların değerlendirilmesinde çocuğun genel davranışlarına bakmak önemlidir. Kaygı belirtilerinin okul, sosyal yaşam veya diğer işlevleri olumsuz etkileyebildiği; klinik değerlendirmede işlev kaybının dikkate alınması gerektiği unutulmamalıdır.

Çocuklarda Kaygının Günlük Yaşama Etkileri

Yoğun kaygı, yalnızca çocuğun o anda hissettiği korku veya endişeyi etkilemeyebilir. Süreklilik kazandığında okul yaşamından aile ilişkilerine, sosyal etkinliklerden uyku düzenine kadar farklı alanlarda değişikliklere yol açabilir.

  • Okul ve Derslere Yansıyan Kaygı: Kaygı yaşayan bir çocuk; sınavlar, ders performansı, öğretmenlerle iletişim veya arkadaş ilişkileri konusunda zorlanabilir. Ders sırasında dikkatini toplamakta güçlük çekebilir ya da hata yapma düşüncesi nedeniyle etkinliklere katılmaktan kaçınabilir. Bunların gözlemlenmesi çocuğun eğitim hayatında başarısız olduğu anlamına gelmemelidir. Çünkü kaygının oluşturduğu zihinsel baskı, çocuğun o sırada mevcut becerilerini kullanmasını zorlaştırabilir.

  • Aileden Ayrılma ve Sosyal İlişkiler: Bazı çocuklar ebeveynlerinden ayrılırken yoğun sıkıntı yaşayabilir. Bu durum; okula gitme, arkadaşında kalma veya aileden ayrı bir etkinliğe katılma gibi günlük durumları engelleyebilir. Sosyal kaygı yaşayan çocuklarda ise başkaları tarafından değerlendirilme veya eleştirilme korkusu sosyal ortamlardan uzaklaşmaya neden olabilir.

  • Uyku ve Günlük Rutinler: Kaygı, uykuya geçişi veya gece aralıksız uykuyu zorlaştırabilir. Çocuk gün içinde yaşadığı olayları tekrar tekrar düşünebilir. Sabahları okula hazırlanmak, evden çıkmak veya günlük görevleri yerine getirmek de zorlaşabilir. Bu yüzden değerlendirme sırasında yalnızca kaygının kendisine değil, çocuğun günlük düzeninde meydana gelen değişikliklere de bakılması önemlidir.

Çocuklarda Anksiyete Hangi Faktörlerle İlişkili Olabilir?

Çocuklarda anksiyeteyi tek bir nedene bağlamak yetersizdir. Örneğin her çocuğun olaylara verdiği tepki aynı değildir. Yaş, gelişim düzeyi, mizaca bağlı özellikler ve önceki deneyimler kaygının nasıl yaşandığını etkileyebilir. Kaygı bozuklukları riskinin genetik ve çevresel etkenlerle ilişkili olabileceği unutulmamalıdır. Çocuklar çevrelerindeki yetişkinlerin olaylara verdikleri tepkileri gözlemleyebilir. 2019 tarihli çalışmada bakım verenlerin, öğretmenlerin ve sosyal çevrenin çocuğun korku ve kaygı deneyimlerinin oluşmasındaki rolü ele alınmaktadır. Aile içi çatışmalar, akran ilişkilerindeki güçlükler, zorlayıcı yaşam olayları veya çocuğun kendisini yetersiz hissettiği deneyimler kaygıyla ilişkili olabilir.

Okul başarısı konusunda yoğun baskı, akran ilişkilerindeki sorunlar, dışlanma veya sürekli başkalarıyla kıyaslanma gibi deneyimler bazı çocuklarda kaygıyı artırabilir. Bu nedenle çocuğun yalnızca bireysel özelliklerine değil, içinde bulunduğu sosyal ortama da bakmak gerekir. Ancak bu faktörlerden birinin bulunması, “Kesinlikle anksiyete bozukluğu vardır” anlamına gelmez.

Çocukluk ve Ergenlikte Görülebilen Anksiyete Bozuklukları

Ergenlerde anksiyete farklı biçimlerde görülebilir. Çocuklukta başlayan bazı kaygı sorunları ergenlik döneminde de devam edebilir. Bunun yanında sosyal ilişkiler, akademik beklentiler ve gelişimsel değişimler yeni kaygı alanlarının ortaya çıkmasına neden olabilir. Ergenlerde kaygı bozukluklarının temel korku alanları, belirtileri ve işlevsel etkileri birbirinden ayrılmaktadır.

  • Ayrılma Kaygısı Bozukluğu: Çocuğun yakın olduğu kişilerden ayrılma veya onlara zarar gelmesi konusunda yoğun ve devamlılık gösteren kaygılar yaşamasıyla ilişkilidir.
  • Yaygın Anksiyete Bozukluğu: Günlük yaşamda birden fazla şeyi kontrol etmekte zorlanma ve sürekli endişe yaşanmasıyla bağlantılıdır.
  • Sosyal Anksiyete Bozukluğu: Başkaları tarafından değerlendirilme, eleştirilme veya olumsuz yargılanma korkusunun belirgin hale gelmesiyle ilişkilidir.
  • Özgül Fobiler: Belirli nesne veya durumlara karşı yoğun korku duymak ve bunlardan uzak olmak istemektir.
  • Panik Bozukluk: Tekrarlayan ve beklenmedik panik ataklarla birlikte yeni atakların yaşanacağına ilişkin sürekli endişe gibi belirtilerle seyredebilir.

Çocuklarda Anksiyete İçin Hangi Tedavi Yaklaşımları Kullanılır?

Çocuklarda anksiyete değerlendirilirken çocuğun yaşı, gelişimsel özellikleri, belirtilerin niteliği ve günlük yaşam üzerindeki etkisi birlikte ele alınır. Tanı yalnızca bir belirtiye veya kısa bir gözleme dayanmaz. Çocukla yapılan görüşmenin yanında ebeveyn veya bakım verenlerden alınan bilgiler de değerlendirmeye katkı sağlayabilir. Bu yüzden aile ile iş birliği bu süreçte oldukça önemlidir.

Tedavi yaklaşımı çocuğun ihtiyaçlarına göre belirlenebilir. Psikoterapötik yaklaşımlar, özellikle bilişsel davranışçı terapi, çocuk ve ergenlerde görülen kaygı sorunlarında kullanılan yaklaşımlar arasında yer alır. Bazı durumlarda çocuk psikiyatristi tarafından ilaç tedavisi de uygun görülebilir. Ancak hangi yaklaşımın uygulanacağı klinik değerlendirme sonucunda belirlenmelidir. Her çocuk veya ergen için aynı tedavi yaklaşımı uygulanmayabilir. Sağlıklı bir sonuca uzman karar vermelidir. Tedavi sonucu, “Kaygı kesinlikle yok olur” düşüncesi yanlıştır. Önemli olan kaygı düzeyini kontrol altında tutmaktır. Unutulmamalıdır ki amaç sadece kaygı belirtilerini azaltmak da değildir. Çocuğun okul, aile, sosyal yaşam ve günlük rutinlerini mümkün olduğunca desteklemektir.

Sık Sorulan Sorular

  • Çocuklarda anksiyete belirtileri nelerdir?

Çocuklarda anksiyete belirtileri; yoğun endişe, kaçınma, ayrılmak istememe, sosyal ortamlardan uzaklaşma, uyku sorunları ve bazı bedensel yakınmalar şeklinde görülebilir.

  • Çocuklarda kaygı ne zaman normal değildir?

Kaygının yaşa ve duruma göre beklenenden yoğun olması, uzun süre devam etmesi veya çocuğun okul, aile ve sosyal yaşamını belirgin biçimde etkilemesi durumunda profesyonel değerlendirme düşünülebilir.

  • Çocuklarda aşırı kaygı nasıl anlaşılır?

Tek bir davranıştan hareket etmek yerine kaygının ne zaman ortaya çıktığına, ne kadar sürdüğüne ve çocuğun günlük işlevlerini nasıl etkilediğine bakılır.

  • Çocuklarda ayrılık kaygısı nasıl anlaşılır?

Ebeveynden ayrılma sırasında yaşanan sıkıntının çocuğun yaşına göre beklenen düzeyin ötesine geçmesi ve okul veya günlük etkinlikleri belirgin biçimde etkilemesi değerlendirmede önem taşır.

  • Ergenlerde anksiyete belirtileri nelerdir?

Ergenlerde anksiyete yoğun endişe, sosyal ortamlardan kaçınma, performans konusunda aşırı kaygılanma, uyku sorunları, dikkat güçlüğü ve çeşitli bedensel yakınmalarla kendini gösterebilir.

  • Çocuklarda kaygı için hangi uzmana başvurulur?

Kaygının çocuğun günlük yaşamını belirgin biçimde etkilediği düşünülüyorsa çocuk ve ergen ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanından değerlendirme alınabilir. Gerektiğinde çocuk psikoloğu veya ilgili diğer sağlık profesyonelleri de değerlendirme sürecine dahil olabilir. Kayseri’de yaşayan aileler, Uzm. Dr. Zehra Babadağı ile görüşerek süreç hakkında bilgi edinebilirler.

Kaynak

İletişim Formu
Bizimle İletişime Geçebilirsiniz